Değişim bizde bir sene öncesinde zaten başlamıştı. Gamzem Yasemin hanımla tanışmış, değişmiş bana benim ona yapamadığım anneliği o bana yapmaya başlamıştı. Sevmeyi bana yeniden öğretti. Sonra beni aldı götürdü Yasemin hanıma işte bende buradaydım artık. Dersler başladığında şehir dışında olduğum için benim için derslere katılıp benim için değişimi başlattı. Derslere başladıktan sonra FARKINDALIGIMIN FARKINA VARDIM Uzun zamandır süremediğim rujuma tekrar kavuşmam ,sevdiklerime sevdiğimi gösteremezken SENİ SEVİYORUM demenin keyfini ve öz güvenimin tekrar üzerim geçirmemde ,ondanda önemlisi bana yeniden anneliğimi geri iade eden kızım gamzeme ve Yasemin Soysala teşekkür ederim.

Hayatınızda hiç bir şeyi ertelemeyin sevgiyi asla SEVGİSİZ KALMAYIN SEVGİYLE KALIN.

ÜMRAN PES

 

Tesadüflere inanırdım Yasemin Hanımla tanışana dek…Onunla tanışınca anladım ki tesadüf diye birşey yok!Burada olmam gerekiyordu ve buradaydım işte!Hani hayatınızda pek çok şeyi sorgularsınız ya,hani nedenler,niçinler yakanızı bırakmaz. Aynı senaryoyu farklı farklı insanlarla yaşarsınız defalarca…Hep benzer şeyler gelir başınıza…Ve sorarsınız kendinize ”neden ben,niye hep aynı şey,niçin” diye???Aslında hepsinin cevabı salt bizde,kendimizde. Farkına varmak ve farkında olarak yaşamak!Yapılacak tek şey bu. Değiştirmek bizim elimizde, değiştirmeye değişerek başlamak!Yıllardır bizi esir almış olan alışkanlıklarımızdan, takıntılarımızdan, olmazsa olmazlarımızdan, algılarımızdan, ön yargılarımızdan sıyrılıp,sadece kendimiz olabilmek,gerçekten BEN olmak işin tüm sırrı…Allah’ım bizlere sunmuş olduğu bu eşsiz hayatı ve de bu hayatın nimetlerini tam da hak ettiği gibi yaşamak inanın bana hiç de zor değil. Her yeni güne gülümseyerek uyanmak,yediğimiz her lokmanın tadına varmak,yaptıklarımızdan keyif almak,bugüne değin yapamadıklarımızı yapmak ve en önemlisi ertelemekten kaçınmak!!!

Bu eğitim sürecinde eski benle,onun algılarıyla,alışkanlıklarıyla fazlasıyla savaşır durumdayken ve neredeyse devam edemeyeceğime,yapamayacağıma inanmak üzereyken Sevgili Yasemin Hanım gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi bana ”Unuttuğun bir şey var ki bugününde aslında yarınının geçmişi değil mi?Bugünü yaşarken aslında bir 10 yıl sonranın geçmişini oluşturuyor olmuyor musun?” Bunlar benim için öylesine sihirli cümlelerdi ki ,değişimimin anahtarıydılar,evet ne kadar da doğru söylemişti. Evet,10 yıl sonra nerede ve nasıl olmak istiyorsam bugünde ona uygun yaşayacaktım. Artık daha da iyi biliyordum,yapmam gereken şey buydu. Bir binanın temelini attığınızı düşünün, bir gökdelenin,ne kadar iyi plan,proje çizerseniz,ne kadar iyi ve kaliteli malzeme kullanırsanız, ne kadar özenle çalışırsanız o denli kullanışlı,sağlam ve de güvenilir bir yapı inşa etmiş olursunuz…Ama tam olarak ne istediğinizi bilemez ve uygun bir plan çizemezseniz, malzemeden çalarsanız, gereken özeni,itinayı göstermezseniz sonuç tam bir fiyasko olur öyle değil mi??? Şimdi yapmanız gereken tek şey tam olarak ne istediğinize karar vermek ve istediklerinize sahip olduğunuzda hissedeceğiniz duyguyu hissetmek,inanın bana gerisi kendiliğinden gelecek…Hayal etmek,duyguyu hissetmek ve de gerçeğe dönüşmesini beklemek,soruyorum size bunun neresi zor???Hadi bugüne dek bildiklerinizi unutmakla başlayın yola, kurtulun sizi en derin kuyulara bağlamış olan iplerden,kesip atın her birini tek tek, temizleyin ruhunuzu aynen bedeninizi temizlediğiniz gibi,arındırın endişelerden,kin ve nefret duygularını gönderin sizden çook uzaklara,kötü şeyler deneyimlemenize sebep olan herkesi ve her şeyi affedin,mutluluğunuzu kimseyle eşleştirmeyin mutsuzluğunuzu da. Sağlam basın yere,elbette ki olumsuz şeyler çıkacaktır karşınıza,bırakın direnmeyin olumsuzluklara,kabul edin,öyle hayaller kurun ,öylesine şeyler isteyin ki siz onları düşlerken yerli yersiz tebessümler oluşsun dudaklarınızın kenarında ve gülümseyin gülümsemekten asla vazgeçmeyin…Unutmayın hepimiz aslında yaşarken geçmişimizi oluşturuyoruz, iyi bir geleceğe sahip olabilmenin tek yolu iyi bir geçmiş bırakabilmek ardımızda. Tüm bunları fark etmemi sağlayan ve fark ettiklerimi belki de Türkiye’nin ya da dünyanın bir ucundaki sizlerle paylaşmama aracı olan Yasemin Hanım size çok ama çok teşekkür ederim!!! Size daha önce İYİ Kİ VARSINIZ demiş miydim?

ESMA
 

Her birimiz eğitim gördük yıllarca, okullar bitirdik, meslekler edindik, çalıştık, kazandık, sonra bir gün anladık ki, aslında mutlu, sağlıklı, doyumlu yaşama dair bir cahiliz ki sormayın gitsin! Depresyonlar, kilolar, bağımlılıklar, tedirgin, huzursuz yalnızlıklar, nasıl dengede kalınır öğrenmemişiz ki, debelenip durduk yıllarca başa çıkabilmek için kendi kendimizle…

Sonra mutluluğu kişisel gelişim kitaplarında, Secret’ta aradık, mucize diyetler denedik, pilatesten yogaya savrulduk. “Evet, budur, bu kez başardım!” dedik, incelmiş bedenimizle aynaların karşısında o an pompalanmış yeni, taze öz güvenimizle. Ama bir şeyler gelişti hayatımızda, ihanete uğradık, işten atıldık, hava kapalıydı, bir türlü bahar gelmedi, sevdiklerimizi kaybettik, dinlediğimiz müzik çoook eskiden bir acıyı kanattı, ya da en masumundan, “irademiz zayıftı, hem insan kendi doğum günü pastasına hayır der miydi?” Her seferinde biraz daha azaldı kendimize olan güvenimiz, inancımız. Biz beceriksiz, zayıf karakterli, mutsuzluğa ve şişmanlığa mahkûm zavallı yaratıklardık.

Sonra bir gün, bir tesadüfle (!) Yasemin Soysal giriverdi hayatımıza. En baştan öğretti alfabeyi, öğrendikçe kızarttı elmalarımızı. Elimize birer ayna tutuşturdu, bakmamızı sağladı o aynadan yansıyan surete, tanıyıncaya kadar, anlayıp, onaylayıp, sevinceye kadar. O aynadaki yüz, maskelerinden sıyrılıp, en doğal, en çıplak halini alıncaya dek yüzleştirdi bizi zihnimizle, geçmişimizle, küçücük, savunmasız, kırılgan çocukluğumuzla, bağımlılıklarımızla, otomatiğe bağladığımız acılarımızla. Özgürleştiğimizde bizi aşağı çeken, her seferinde en başa ve daha kötüye gitmemize neden olan tüm parçalarla, yepyeni birer ben yarattık hep birlikte.

Yasemin Soysal kitapları okumak, eğitimlerine katılmak okula gitmek demek. Ama bu okul bugüne kadar okuduğumuz okullardan çok farklı, bu okulun kapısı, penceresi başka bir bahçeye açılıyor. Özünüze kavuştuğunuz, sakin, keyifli, sağlıklı, dolu dolu kahkahalarla yaşanan bir hayata. Bu keyifli yolculukta edindiğiniz sınıf arkadaşlarınız da cabası, kaldırıyorsunuz kendi önünüze kurduğunuz, kurulmasına izin verdiğiniz setleri, çağlıyorsunuz okyanusa ulaşıncaya kadar coşkuyla …

ÖZLEM (seyyah avukat)

 

Bu yazı bir teşekkür yazısıdır, öz benliğimi fark etme,benim için salt kendim ve dolayısıyla evren için saf haliyle yapabileceklerimi öğrenme ve yapabilme surecimdeki o kadına, evrenin bana yolladığı muhteşem lamba cinine,nam’ı diğer ezber bozan, hayatları altüst eden Yasemin SOYSAL hanımefendiye, hocama teşekkür ederim… teşekkür ediyorum çünkü dibe vurduğum o anlarda; bütün bilinçaltım ve öz benliğim inatla sen bu değilsin hayatının hiçbir noktasında bu kadar kapanmadın,bu kadar içeride yasamadın, sen farklısın ve hep farklı oldun, 20 yasına kadar babama,aile yapıma, rağmen tiyatro yaptın oynadığın bütün hayatları enfes alışverişlerine kadar yasadın, 20 yasına kadar Türkiye’nin birçok yöresine ait halk oyunlarını oynadın ve yarışmalarda Türkiye birincilikleri aldın ekibinle beraber,çok güzel şiirler yazdın ve öğretmenlerin sınıfına gelip yeni bir şeyler yazdın mı özden diye sorarlardı sana…………… bu uzayıp giden özelliklerden sonra kendine bunu yapamazsın,bu bize ters kabul etmiyorum diyorlardı….. ve daha sonra yaşadığım inanılmaz şeylerin bile üstesinden geldiler iste bu günü, bu kadını, umutla bekleyerek… bu kadına teşekkür ediyorum;bilinçaltım imdat çığlıklarını evrene gönderdi ve evren bilinci, bu ezber bozan lamba cinini karşıma çıkarıp ;bir iki sağlam tokatla sarsılıp kendime gelmemi sağladı….simdi artık biliyorum ki yaşadığım ne varsa acı-tatlı,olumlu-olumsuz,kısa-uzun,zor-kolay hepsini kendim isteyerek ,böyle olmasını sağlayarak kendim yapmışım….öyleyse bundan sonra ne yaşayacağıma ben karar veririm ve onu yasarım…bu nasıl bir hazinedir bu nasıl bir zenginliktir ,bu nasıl bir bilgidir anlatamam yasamadan anlatılamaz dedikleri de tam anlamıyla bu zaten. en vurucu yanı da sudur ki bir kez bildikten sonra asla ama asla bilmiyormuş gibi yapamıyor olmanız.

Teşekkür ederim ezber bozanım lamba cinim,Yasemin Hocam; hayatımı altüst ettiniz ve ben altını üstünden daha muhteşem yaptım… Asla eskisi gibi olmayacak artık hiçbir şey.

ÖZDEN AKGÜNLÜ

 

Yasemin hanıma gitmekle son zamanlarda kendim için yaptığım en iyi şeylerden birini yaptım. İnsanoğlu her şeyi inceliyor; yaratıcıyı, doğayı, ailesini…iş arkadaşlarını. Ama, kendimi incelemeyi öğrendiğim tek yer burası oldu. Burada kendi iç dünyamdaki inançlarımın bugünkü hayatımı nasıl etkilediğini ve davranışlarımı nasıl biçimlendirdiğini gördüm. Acıktığında yemek ye, her zaman daha iyi bir şey yiyebilirsin diye midende biraz boşluk bırak, ve en önemlisi de yemek yeme girdabına tekrar girdiğinizde yada duygusal bir girdaba – bu girdapta ne kadar kaldığınızdır” diyen Yasemin hocamın kulağımda her daim çınlayacak olan ve rehberlik eden sesi. Okuduğunuz kitap satış yapmak için değil, gerçekten hayat değiştirmek için samimi yürekli güzel bir insan tarafından yazılmıştır. Bundan emin olabilirsiniz… Umarım siz de bizim kadar faydalanır, değişimin cazibesine kapılırsınız.
Şule Tutulmaz

 

Kısır döngü, tekrarlar, içinden çıkılamayan ruh halleri, anlam veremediğim tepkilerim ve derinlerden gelen değişim çığlığım beni Yasemin hanım ile tanıştırdı. Kısa süre içerisinde ne çok şey öğrendim ondan, kendimize ve başkalarına yaptıklarımızla ilgili..

Hayatınızı kim yönetiyor? Seçimlerinizi kimler yapıyor? Kendiniz mi? Beyninizdeki sıvılar mı? Başkaları mı? Kim olmak isterdiniz? Tüm bu soruların cevapları var… Yarattığımız dünya bizi oluşturuyor. Giysilerimiz, eşyalarımız, işimiz, ilişkilerimiz, arkadaşlarımız, tepkilerimiz… Olmak istediğiniz kişi nasıl yaşardı? Neler giyer, neler yerdi? Nasıl konuşur, nasıl tepkiler verirdi? Nasıl ilişkiler içinde olurdu? Tüm yaşamınızı olmak istediğiniz kişiye uygun hala getirirseniz, o kişi siz olursunuz, bunu biliyor muydunuz?

Öğrendiklerimi deneyimlemeye başladıktan sonra düşüncenin gücüne inandım. Kendime koyduğum engelleri fark ettim. Bilinç altımın basit bir olayı ne kadar büyütebildiğini, iç seslerimin beni ne kadar sindirebildiğini, algı filtrelerimin neleri görebilmemi engelleyebildiğini fark edebilmeyi öğrendim.

Kısacası otomatik pilottan hayatımın direksiyonun başına geçmeyi seçtim. Siz ne bekliyorsunuz? Bu kitabı okumakla değişim başladı bile Değişimime çok büyük katkıda bulunduğunuz için teşekkürler Yasemin hanım, teşekkürler sınıf arkadaşlarım, teşekkürler ablacığım ve teşekkürler evren..

EBRU AYARCI

 

Benim için dünyanın en coşkulu ve ferah ruh hali özgürleşmekti. Yasemin Soysal’ın farkındalık eğitimiyle özümü,özgürlüğümü çok sevdim ben. Değişmekten,-memnun olmasa da- düzenini bozmaktan korkanlar;siz,bu özgürlüğü hiç tatmadınız belki. Bırakın,izin verin aksın farkındalık yaşamınıza. Beklemeden;Yasemin hanımın sayfalarını yelken,niyetlerinizi rüzgarlaştırarak özgürleşmeniz dileğiyle.
TUTAM

 

var olma serüvenine ilk adım…. yasemin hanımı tanımadan önce yok muydum?

tabi ki vardım oradan oraya sallanan rüzgarın yönüne göre yön alan kendini korumak için insanlarla ilk tanıştığı an itibariyle asık suratlı, asabi, öfke kusan, kıskanç, geleceğini planlayamayan bir bendim.

2. seviyeden başlayan bu keşfetme öyküsü anlatmakla olmaz yaşamak lazım denilecek türden benim hayatımda birçok ilke imza atan yasemin hanımın hayatında da ben bir ilkim. çünkü 1. seviyeyi almadan eğitimlere kabul ettiği tek ve belkide son öğrencisi olma unvanımı bir başkası gelene kadar koruyacağım.

bir satır önce yazdığım özelliklerin hiçbiri şu anda bedenimde ruhumda beynimde yok hatta nasıl şeyler olduğunu hatırlamıyorum dersem yalan olmaz sanırım

öyle ki her gün her şeyle kavga edebilen ben şimdilerde bu insanlar neden her şeye sinirleniyor? ne var ki bunda? diyerek dolaşan bir ben oldum her cümlemin sonunda gülümsememin nedeni de anlarsınız ki artık asık suratlı ve aksi biri değilim yasemin hanım arapatı demişti bir yazısında bana sonradan atağa kalkıp benden ilerde olan arkadaşlarımın bir kısmını geçtiğimi yazmıştı. şimdi şimdi fark ediyorum çok haklı

yasemin hanımın öğrettikleri sayesinde benim hayatım değişti!!! çok net söylüyorum HAYATIM DEĞİŞTİ!!!

ben annemle konuşmayı 28 yaşında öğrendim şu an annemde yasemin hanımın eğitimlerini almakta ve oda benimle konuşmayı öğreniyor

kısa bir süre önce babam ve kardeşimle birlikte oto cam işinde çalışıyordum şu an ise imajinasyonlarım düşüncelerimi kontrol etme yeteneğim ve hayatımı planlayabilme kabiliyetim sayesinde ki hepsini “hayatımın kutup yıldızına” yani yasemin hanıma borçluyum BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİN deyim. Hemde ciddi bir eğitim organizasyonun tam ortasında bir sürü sorumluluk üstlenmiş durumdayım

sözün bitip düşüncenin başladığı yer YASEMİN SOYSAL iyi ki varsın……

Gamze Pes
 
Yasemin Soysal yaşamımın en önemli dönüm noktası olan kendimi tanıma potansiyelimi, yeteneklerimi ve gücümü keşfetme yolculuğumda bana rehber olmuş yoluma ışık tutmuştur.

Gerçekte nasıl bir ‘ben’ olduğum tüm şeffaflığıyla ortaya çıktığında sudan çıkmış balık misali yaşadığım paniği hala hatırlarım. Onun öğretileri sayesinde nasıl bir ‘ben’ yaratmak istediğime, geleceğimin nasıl şekilleneceğine benim karar verebilme seçeneğimin olduğunu ve bu gücün de bende zaten var olduğunu kavradım. Bu noktadan sonra yaşamımda gerçekleşen olaylar ve duygularımın, var olmanın ve değerli olmanın dayanılmaz hafifliği ve gerçek mutluluk kaynağı olmuştur benim için.

Kendi özüme yaptığım ve hala devam ediyor olduğum bu yolculukta bizden hiçbir zaman esirgemediği desteğine, sevgisine ve enerjisine, insanlığın aydınlanmaya ihtiyacı olduğu inancım adına tüm kalbimle teşekkür ediyorum…

İyi ki varsınız… 04/01/2011 v

Zennur GÖKBAYRAK
 

Beykozlu Bakkal Recep olarak kilolarımdan özgürleşmem,sonra sağlığında bir devrim yaşamam,ardından birtakım yazılar yazmaya başlamam en son olarak bir yazar olmaya karar verip bakkalımı satmam Tek Şişman Beyniniz kitabını okumaya başlamamın ardından gelen adımsal süreçlerdir…

Bence; Zayıflamak herkesin hakkı. Daha kaliteli bir yaşamda öyle..Ancak zayıf değilsek;yaşam kalitemizle sorunumuz varsa Bu aşamada bir şey bizi doğru noktaya çekmeli;yada doğru noktaya ulaştığımızı bir his veya canlı bir ses haber vermeli. İçimizde bilgisayar gibi çalışan biz gezerken, çalışırken, uyurken, eğlenirken Hiç durmadan kendi vazifesini yapan bir organımız var.
Bu organımızı dilediğimiz gibi programlayabilir, formatlayabilir, Sadece zayıflamaya giden yolu değil daha pek çok yolu arzu ettiğimiz şekilde yeniden çizebiliriz. Hiç kusur yapmadan çalışan bu organımızın varlığını farketmek Ve programlama dilini öğrenmek için hiç zaman kaybetmeyelim…. Ben kitabı okudum ve amacım kilo vermekti diğerleri ilk tetiğin arkasından gelenlerdir….

Bu yazımı okumakta olan herkese Fit farkında ve özgür kalın dileklerimi sunuyorum…

Beykozlu Bakkal Recep

 

Evet, ben de eğitimlere kilo odaklı olarak başlamıştım. Ancak, buz dağının görünen yüzü kiloydu. İçimden bir ses de hep bu işin (kilo) duygusal boyutunu çözmeden yapıldığında kalıcı olmayacağını (hatta olmadığını deneyimlemiştim de..) söylüyordu. Ama bunu nasıl yapacağımı bir türlü bulamıyordum. Tabii süreç önce “Tek Şişman Beyniniz” kitabı ile başladı. 2. adım eğitimlere ulaştım ve sonuç mu işin özü tabii ki kendi içimiz de saklı! Siz de kendi gerçekliğinize ulaşmak istiyorsanız, doğru yerdesiniz! Bu anlatılmaz yaşanır diyorum ve sevgili Yasemin Soysal, sizi tüm yüreğimle kucaklıyorum sımsıkı. 09.01.2011

Sevgilerimle

Sevtap Sarma

 

13 yaşımda babam öldükten sonra evin ablası olarak ve babanın eksikliğini kardeşlerine ve her nedense annemi bile koruma içgüdüsüyle gençlik yıllarında daha fazla sorumluluk alma ve başarı odaklı yaşamaya yönlendirdi. Zennur her şeyi doğru yapmak zorundaydı. Hata olursa büyük bir suçluluk duygusu ve biraz daha içe kapanma. Tek tercih yaptığım ODTÜ İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nü Türkiye derecesiyle girdim ve öğrenimimi sürdürmek için aldığım bursların kesilmemesi için çok çalıştım. Çünkü başarısızlık=bursların kesilmesi=hata=suçluluk duygusu döngüsünde üniversiteyi bitirdim. Eskişehir’e döndüğümde “yaşadığım koşullarda en iyisini yapmalıyım”düşüncesi ile Anadolu Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak işe başladım. 2 yıl oraya asla ait olmadığım hissiyle çalıştım. Kapana kısılmış gibi hissediyordum. Ayrılmak istediğimi yakınlarıma açıkladığımda “herkesin hayalini bile kuramadığı bir pozisyonu nasıl elinin tersiyle itersin” tepkisini aldım. Buna rağmen sadece kendim için birşey yapma ihtiyacı ve içimden gelen sese daha fazla direnemeyerek istifa ettim.

Özgürdüm artık! Ben kendi işimi nasıl olması gerekiyorsa öyle yapabilme gücüne sahibim. Ben idealistim. Ben böyle öğrenmedim üniversitede. Kendimi iş ortamındaki rastgele akışa bırakacaksam neden o kadar uğraştım ki! Bu ne büyük bir kendine, doğana yabancılaşma (şimdiki Zennur)

Hemen 2 sınıflık küçücük bir İngilizce kursu kurdum. Öğretmen de ben oldum. Bu noktadan sonra yaşam=iş eşleşmesi zihnime yerleşti ama temelde yine başarmak zorunluluğu, hata payının sıfır olması zorunluluğu-çevremdekilerin istifa ederken biz sana söylemiştik demelerini duymamak için- çook ama çook çalıştım. Sabah 8 gece 10, hafta içi hafta sonu, yaz-kış. Her şey çok güzeldi. 5 yıl sonra 36 sınıflık bir okul 50 personel her yıl 1500 öğrenci. Herkes “bak 25 yaşında ne işlere kalktı ama helal olsun başardı” diyordu. Ben de kendimi kanıtlamış, “işte başarı böyle olur, bakın hiç hata yapmadım” diyordum. Madalyonun bu yüzünde her şey harika. Ben ve yarattığım eser artık kendini kanıtlamış büyük bir marka. O kadar büyük ki açtığım programlara devam edebilmek için Türkiye’nin dört bir yanından öğrenciler geliyor ve bir yıl sırf bu amaçla Eskişehir’de yaşıyorlar. Ah ne büyük mutluluk!…

Ancak madalyonun diğer yüzü karanlık. “Ben” yokum, kayıp. Neredeyim, kimim, ne istiyorum, ne istemiyorum bilmiyorum. Mutlu muyum? Acaba gerçek mutluluk nasıl bir şey? Hiç arkadaşım yok. Bazı şeyler eksik yaşamımda ama ne? Ben yaşamın kıyısında duruyor ve kendi yaşamımın gözlerimin önünden akıp gitmesini öylece seyrediyorum. Ama ne yapacağımı bilmiyorum Nereye gideceğimi de. Kime anlatayım ki bunları? Kim anlar beni?

2007 yılı…”benim içinde bulunduğum bu koşulları hiçbir şekilde hatırlatmayacak, beni asla bulamayacakları bir yere gitmem lazım” düşüncesi ve nereye gittiğimi bilmeden Hindistan’a aldığım bilet. Yoga yapmak istiyorum! O zamanki ben kendimi arayış için gittiğimi sanırken şu anki ben aslında ne kadar büyük bir kaçış olduğunu görebiliyorum. Yaşadığım sadece kendim için zaman ayırma, istediğimi yapabilme özgürlüğü!

Boğulduğum denizin dibinden can havliyle çıkıp derin bir nefes alma. Ama hayatımda yarattığım her şey beni o kadar çok dibe çekiyor ki hala. Hani özgür olacaktım? (Otoyollar o kadar kalın ki) ben çaresizlik içinde kıvranıyorum. Böyle olmamalı, ben böyle yaşamak istemiyorum: Peki nasıl? Cevap yok. Sesimi duyamıyorum. Ama biliyorum bu sorunun cevabını ancak ben verebilirim. Mutlu olmak istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Türkiye’ye dönüş ve kısır döngünün içinde kaybolma. Kaygımı, mutsuzluğumu farkedenler “buldun da bunuyor musun?” diyor bana açık açık. “Tamam ama. Hayır bu değil benim istediğim. Ben bu değilim ama kimim?”

2008 yine Hindistan… Çünkü geçen yıl kendimi orada iyi hissetmiştim. Derin bir detoks programı oh bir ay masaj… Sonra kendini vur Himalayalar’a. Belki var olmakla yok olmak arasındaki duyguyu keşfedersen kendini bulursun oralarda. Hatta 4000 metreye tırman Ganj’ın yeryüzüne kütlelerce buz halinde çıkışını seyret. Tamam doğa çok güçlü, muhteşem güzellikte. Ee ben de doğanın bir parçasıyım o zaman benim içimde hissettiğim bu boşluk, eksiklik hissi ne?! Tamam buldum. Ben bunu daha önce neden düşünemedim. Artık 32 yaşımdayım. Çevremdeki herkes çoktan evlendi ve çocukları var. hayır yaşamın gözlerimin önünden akıp gitmesine izin vermeyeceğim artık. Ben de mutlu olmak istiyorum. Evlenirsem mutlu olurum. (Şimdiki Zennur o Zennur’a: Tamam doğanın İLAHİ BİR DENGEİ VAR VE MUHTEŞEM GÜZELLİĞİ BU DENGEDEN GELİYOR AMA SNE DOĞANIN PARÇASI OLDUĞUN HALDE SENİN DENGEN BOZUK ÇÜNKÜ KENDİN DEĞİLSİN VE KENDİN OLMAYI HEP REDDETTİN)

2009 Temmuz. Hindistan. Dillere destan bir Hint düğünü ve ben elleri kınalı Hint gelini. Bak kendimi ve mutluluğu aradım aradım Hindistan’da buldum sonunda!?

Şimdi artık yanımda eşim var. Artık dünyayı beraber gezelim. Tamam ver elini Sri Lanka sonra Maldivler ve güney Hindistan. Sonra İngiltere’ye de gidelim. Çok mutluyum bak hep dünyayı gezmeyi hayal ederdim. Evlendim ya hayallerim bir bir gerçek olmaya başladı bile. hatta Hindistan’da güzel bir evimiz de olsun. Nasıl olsa bir ayağımız burada artık. Bak hayallerimin ötesinde yaşıyorum artık. Ah işte mutluluk bu!?

Eve dönüş. 2009 Eylül- 2010 Ekim yaşamımın en sancılı dönemi. Çok kısa sürede aldığım 10 kilo. Ne oluyor bana? Hani ben çok mutluydum? İçimdeki eksiklik, yok olma duygusu, boşluk şimdi daha da büyük. Ben hala kim olduğumu bilmiyorum. BEN KİMİM?

Beni kim anlayacak? Kendimi anlatamıyorum ki. Kendimi, hissettiklerimi anlatacak kelimeleri bilmiyorum bu yüzden hep ağlıyorum. Hep bir bahane buluyorum-TV izlemem yeterli bunun için- ve ağlıyorum. Ama bildiğim bir şey var ve o kadar net ki!” Ben işimi bırakmak istiyorum.” EFENDİM? ŞAKA YAPIYORSUN HERHALDE. SEN CANINI DİŞİNE TAK 10 YILINI FEDA ET BİR DE BU HALLERE DÜŞ SONRA KALK BİR DE BIRAKMAK İSTİYORUM DE. OLUR İŞ DEĞİL. SONRA ÇOK PİŞMAN OLACAĞIN BİR ŞEYİ BİR DAHA AKLINDAN BİLE GEÇİRME. ZATEN MUTLU OLMAK UĞRUNA YETERİNCE ÇILGINLIK YAPTIN BİR DAHA KENDİNİ ATEŞE ATMA SAKIN (hangi ses konuşuyor siz biliyorsunuz)

Aradan bu fikri aklıma getirmediğim 1-2 ay geçiyor. Her şey çok daha kötü. hala ağlıyorum ve kilo alıyorum. Ee işimi bırakırsam ben ne yaparım? İş yerinde 50 çalışanın, acaba bu ders ne öğreneceğiz diye dört gözle bekleyen öğrencilerimin önünde devleşen ben işi bırakmak aklıma gelince bile sudan çıkmış balık gibi, çıplakmışım gibi hissediyorum.

Kim bana “Zennur Hanım sizin sınıfta tribünler yine dolu” diyecek. Ee tabi geçen dersimi dinleyen öğrenciler o kadar çok şey öğrenmiş ve o kadara çok eğlenmiş ki öğrenirken biraz daha ne öğrenebilirim diye tekrar ders dinlemeye gelmişler. Sınıf olmuş 60 kişi olsun biz sıkışırız, razıyız nasıl olsa Zennur Hanım bu kadar istekli öğrencileri görünce çok takdir ediyor mutlu oluyor sınıfta sanki bir tiyatro sahnesindeymiş gibi devleşiyor. O büyük kalabalık karşısında coşuyor, hiç de yorulmuyor. Sanki ders sonunda çok daha enerjik..

İşimi bırakırsam kim bana öğretmen olduktan sonra “Hocam siz benim idolümsünüz. Ne öğrendiysem sizden öğrendim. Sesiniz hep kulağımda. Acaba ben de bir gün sizin gibi öğretmen olabilir miyim?” diyecek. Artık bu kadar param da olmayacak. asıl o zaman ne yaparım ben?

Her şeye rağmen içimdeki durduramadığım, artık bastıramadığım o güçlü ses “YETER ARTIK!” diyor. Kapıya eteğim sıkışmış kalmış ve ben yürüyemiyorum. Ah bir çekip kurtarsam eteğimi.. E o zaman ne olacak? Bilmiyorum ama tek istediğim bu ve kendimi daha fazla engelleyemiyorum!

Takvimler 20 Ekim 2010′u gösteriyor. İçimdeki sesle artık baş edemiyorum. Ne olacaksa olsun artık. BIRAKIYORUM.

Ben başta herkes şokta. Evet şoktayım ama herkese herşeye rağmen içimdeki sesin dediğini yapabildim!!!

Şimdi tek istediğim uzunca bir tatil yapmak. Tamam 1 ay Eskişehir’den uzakta kalmak bana çok iyi gelir. Hem eşimle beraber geçen yıl Hinidistan’dan döndüğümüzden beri doğru dürüst zaman geçirmedik (!!)

28 Kasım 2010. Internette öylesine geziniyorum. Ne arıyorum bilmiyorum. Aman canım yaptığım her şeyde bir amaç bir anlam mı olmalı zaman geçiriyorum işte. Yasemin Soysal’ın sitesine de bir göz atayım. Kitaplarını birbiri ardına okumuştum ya. O bunalım anlarında ne kadar da iyi gelmişti bana. 30 Kasım’da “Farkındalık Semineri” başlıyormuş. Ben de keşke gidebilsem. “Ee seni durduran ne var ki? İstiyorsan elbette gidersin.” (Ben bu sesi tanıyorum. İşini bırak diyen ses. Bana yabancı ama yine de kendimden bir şeyler bulduğumu hissediyorum)Tamam yarın Pazartesi hemen hazırlanalım yola çıkalım o zaman.

30 Kasım 2010. Bağdat Caddesi no 274 3. kat. Evet gerçekten de sudan çıkmış balık gibiyim. Bu sınıftaki sandalyede iş yerimde devasa odamda koltuğumda oturduğum gibi hissetmiyorum kendimi. ne kadar yabancıyım burada oturan bene. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum. Garip bir duygu. Ben sadece bana “YETER ARTIK İŞİ BIRAKIYORSUN” diyen ve beni buraya getiren sesi dinlemek istiyorum artık.

Neredeyse 7 hafta oldu. Düşünceyi yakala, nöronları incelt, imajinasyonlar, detox, kareleri temizle, duyguları parçala, ah peptitler içimizdeki canavarlar… Her ders benim için başlı başına bir öğreti. Tamam da ne öğrendim bu kısacık süreçte?

12 Ocak 2010. Kendimi bebek gibi hissediyorum. Daha yeni yürüyorum ama koşmaya da hazırım hissediyorum. Ben kendim olma yolunda yürüyorum. Attığım adımların beni nereye götürdüğünü biliyorum: Beni bana götürüyor. Her adımda içim coşkuyla doluyor. bazen acıtmıyor da değil ama olsun ben nereye yürüdüğümü biliyorum. Bana doğru yürüdükçe gözlerim kamaşıyor! Bu her şeye değer.

Hep dışarıya bakarak ben kimim sorusunu yıllarca soran ben aslında cevabı içime bakarak bulacağımı öğrendim. Gerçek mutluluğu başkalarında başka şeylerde değil kendi içimde kendi ışığımı görerek, eksik beni benle tamamlayarak tadabileceğimi farkettim. Sanal Zennur yok artık ve ben kendimi kaybolmuş değil bulmuş hissediyorum. Eksilme, yok olma değil, yeniden var olma

Şimdi hissediyorum… Özümün merkezinde kendimi yeniden yaratıyorum. Kendime, en saf halime doğru yürüyorum. Bir ben varmış içimde o sanal benden içeri. Ben zaten buraya ilk geldiğim gün hazırmışım ben olmaya, bu yüzden öyle çıplak hissetmişim kendimi. Tek ihtiyacım Yasemin Hanım’ın rehberliği, enerjisi ve sevgili arkadaşlarımın desteği-sizleri dinledikçe garipliğin bende olmadığını kendimi arama yolunda yalnız olmadığımı farkettim. İşte onun sihirli değneği bana da dokundu. Ben beni her an biraz daha fazla keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum şimdi. Sizlere sonsuz teşekkürler! Hissediyorum derslerin bitmesi aslında hepimiz için yeni bir başlangıç… Farketmek yeterli. Sevgili arkadaşlarım ve özellikle sevgili Ayşegül-sanki hayatı benmişim gibi yaşayan sevgili arkadaşım-hepinizden rica ediyorum “olma yolunda eylemde olun” diyen ses kulaklarımızdan hiç gitmesin!

Ve ben! Her şeyimle aslında tam ve tamam olan ben! HOŞGELDİM GERÇEK YAŞAMIN SONSUZLUĞUNA!

ZENNUR

 

“Yaklaşık iki yıl önce kendimi kara deliğe çekilen bir girdabın içinde buldum. Herşey ters gidiyor ve herkes bana batıyordu. Tabi öncelikle bu durumdan kurtulmak için psikiyatriste gittim. 8 ay ilaçlarla geçici çözümler uyguladık ama içimdeki boşluk duygusunu aşamıyordum. Gecen sene kitap fuarından Yasemin hanımın kitabına rastladım . Okuduktan sonra eğitimler için iletişime geçtim. Ne tesadüf ki iki gün sonra eğitimlerine başladım ama içimden bir ses eşimin daha çok ihtiyacı olduğunu söylüyordu. O sese kulak verdim ve eşimle birlikte eğitimlere katıldık. Şimdi hayatımızda yaptığımız en inanılmaz şey diye düşünüyoruz. Eşimin endişeleri kayboldu, yeme alışkanlığı değişti (ki bu bir mucize). Sürekli olumsuz ve negatif düşünen ve bunun farkında olmayan esim kendini tanımaya basladı. Ben de onun yirmi yıllık eşiyim, ama çok farklı yönlerini keşfettim. Sınıfta öyle bir enerji var ki berbat bir gün geçirmiş olsanız bile mutlu mesut eve dönüyorsunuz. Kitap okumayı çok severim. Ama Yasemin hanıma gelene kadar farkındalık zannettiğim şeyleri ne kadar azını bildiğimi keşfettim.Artık kendimi tanıyor, analiz edebiliyor ve tedavi edebiliyorum. Düşüncelerimin ne kadar değerli ve önemli olduğunu Yasemin hanımın uygulamalarıyla daha net farkettim. Evet artık uyandım,farkındayım. Kendimle ve yakın çevremle ilgili mucizeler yaşadım. Buna inanamadım. Kiloyu problem halinden çıkarınca kendiliğinden azaldığını farkettim.(Tartıya çıkmak yasak ama şimdiden 3 kilo vermişim böyle giderse 5 hafta sonra istediğim kiloya ulaşıyorum)Yaşamımızı değiştiren,farkındalığımızı ve değerli olduğumuzu farketmemizi sağlayan,bizi kendi ışığı ile aydınlatan ve biz aydınlandıkça daha da cok ışık saçan sayın Yasemin SOYSAL’a sonsuz teşekkürler”
M. Özlem- Mustafa

 

“Akıldan geçenler garip değil… sen anormal de değilsin… bastırmaya çalışıp, söylemek istemediğin veya unutmak istediğin, kaçmaya çalıştığın ne varsa hiçbiri sadece sana mahsus değil. Senin yaşadığın, yüksek sesle dile getirdiğinde başkaları tarafından dalga geçilebilecek, küçümsenecek ya da dikkate alınmayacak şeyler asla değil… Belki farkındasın bütün o olumsuzlukların, ama nasıl üstesinden geleceğini bilmediğin için, sana şu ana kadar öğretilen yolları seçmişsin: kaçmak, bastırmak, görmezden gelmek ya da sadece susmak… ve bu kısır döngünün içinde hep başladığın yerdesin, hep başkalarının yönlendirdiği bir hayat yaşamışsın. Bu yolculuğa çıkarsan eğer, bir dost eli uzanacak sana: sana, senin iyi geleceğini bildiği için, sana dayatmaktan çok sana öğretmeye çalışan, sana dikte etmeyen ama yol gösteren, hiç çekinmeden kendi korkularını ve yaşadıklarını paylaşan… yeri geldiğinde sevinen, gülen, kızan ama hep iyiliğini isteyen, seni sonuna kadar destekleyen… ve bir bakmışsın, artık korkmuyorsun aklına gelenlerden, içinden gelenlerden… onları eyleme dökmekten ya da dile getirmekten… garipsemiyorsun artık bedeninde veya ruhunda olanları… farkındasın her şeyin: ne yaşamak istediğinin ve nasıl değiştirebileceğinin… tatlı bir gülümseme var artık hep suratında… sonra o dost geçiyor karşına, sana yolculuk öncesi seni anlatıyor… cevabın çok klasik: “İlahi Yasemin Hanım, ben hep böyleymişim gibi geliyor, hiç hatırlamıyorum o zamanları” Yasemin hanım’a ve yol arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.”
Yeşil çay mağduru – Zeynep ..(:

 

“Aslında ben de pek çok katılımcı gibi kilo sorunum ile ilgili olarak kitapları okumaya seminerlere katılmaya başlamıştım. Ancak beklentimin çok ötesinde iyinin , kötünün , zamanın ve tüm yargılamaların ötesinde mucizevi bir dünyanın kapılarından içeri girdim. Her gün yeniden katman katman açılan yeni anlam(a)larla hayatımın derinliği ve algılayışım değişmeye başladı. İnsanın her anın ve hissedişinin farkında olması ve bunun kökenlerinin peşine düşmesi paha biçilmez bir deneyim. Gerçek şu ki bundan sonra hayatımda değişecek tek şey kilo olmayacak. Yasemin Soysal’ın dediği artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! olmuyor da …”
Özge Ünlü

 

“Daha fazlası ne olurdu?

Nasıl bir bakış, o bakıştan akan enerji, o enerjinin akım gücü ve sarmalama gücü ve sıcaklığı…

Nasıl bir konuşma ve dinletme ve güldürme ve ağlatma ve… nasıl bir duygu fırtınası bu yaşanan…

Yok, daha fazlası olamaz herhalde… herhalde diyorum çünkü kulağımda o an bir ses, İPTAL Gul hanım, fazlası da vardır, TAMAM?

Çok şey, hiç beklenmeyen zamanlarda, çok da büyük zevk alarak, süzülse de yaşlar gözlerden, çok şey öğrenildi sizlerden.

Ben en önemlisi bir şey anladım ki… daha doğrusu fark ettim ki… BEN ONLARA ANLAM KATANA KADAR BAZI ŞEYLERİN GERÇEKTEN HİÇBİR ANLAMI YOK. NESNELER, HATTA İNSANLAR BENİM ONLARA KATTIĞIM ANLAM DERECESİNDE BİR ŞEY İFADE EDİYORLAR…

BEN var olduğum sürece benim olanlar ve olmayanlar, benim savaştıklarım, benim mutluluklarım, benim acılarım, benim hüzünlerim, kahkahalarım, arkadaşlarım, düşmanlarım, eski karelerim, yeni hayallerim… var. Ben var olduğum sürece!!!

O zaman mütevazi olmanın anlamı yok! seçimimizi yapalım. Kiminle, neyi ve nasıl paylaşmak istiyorsak, nerede ne zaman ve ne yaşamak istiyorsak… Haydi… Hodri meydan..!!!

Teşekkürler, Yasemin Hanım. Sizi hayatıma soktuğum için kendime her gün teşekkür ediyorum.”

Sevgiler, Gül Deniz.

 

“Yasemin’e ne kadar teşekkür etsem az olur çünkü hayatımın akışını değiştiren insan oldu. Bundan sonraki yaşantım yasemin’den önce yada sonra diye ikiye bölündü.Yasemin’i yıllar öncesinden tanımak isterdim, hayata bakış açım değişti. Yemek yemenin yaşamın değerini ondan öğrendim.52 yaşından sonra spor yapma zevkini tattım seyhan’a fergül’ede çok teşekkür ederim. Bundan sonra sağlığım izin verdiği müddetce spor yapmayı isterim. Bu genç ve başarılı insanları çok iyi yerlerde görmek isterim yolunuz açık olsun.”
Hatice Biçer

 

“Yasemin’i yaşadığım ameliyat-kanser- kemoterapi sonrası tanıdım. Hayatımın son 7 yılını sanki hayatımda tek sorun şişmanlığımmış gibi zayıflama çabaları hatta çırpınışları ile geçti. Akdeniz, İsveç- vb. diyetleri, yürüyüş programları, diyetisyen, obesiteye ilişkin hayat raporu, kullanılan yağ atıcı, metabolizma hızlandırıcı ilaçlar, herbalife distribütörlüğü, zaman koymalar, hedef koymalar, her yediğimi yazdığım ajandalar…

Tabi birden delirip yemeklere, tatlılara saldırmalarım, gece uykumdan uyanıp gizli gizli yemelerim, sabah kalktığımdan itibaren derin uykuya dalana dek kesintisiz patlayana kadar tıkınmalarım, suçluluk, pişmanlık, öfke, yalnızlık ve başarısızlıklarım, tükenmeyen ümitler, sonu gelmeyen başarısızlıklar, kendi ellerimle ufaladığım güven kırıntıları…

Uzun bir süre zayıflayıp güzel olmanın beğenilmenin hayalini kurdum. Saçma olsada saplantı halinde sürekli “bir şey olsa da bir balon gibi sönüversem” -ki du kilolardan başka türlü kurtulabileceğime dair bir inancım kalmamış olsa gerek- düşüncesi zihnimden bir türlü çıkmaz hale gelmişti. Sonra hastalandım. Batın’da sıvı toplanmış overlerde kitle var dediler ve ameliyat oldum. Hoop bir şey oldu balon gibi sönüverdim. Kanserdim ve karnımdan 18 lt sıvı boşaltılar. Veeee yasemin … sizi uyarıyorum! Eğer değişime kapalıysanız hayatınızın kontrolü kendi ellerinizde tutarak yaşamınıza istediğiniz biçimi vermekten kaçıyorsanız, mutluluğu, başarıyı ve her koşulda eğlenerek mutlak sağlıklı zayıflamayı bir daha asla geri dönmeyecek olan kiloları elinizle itiyor, hayata gözlerinizi kapamayı tercih ediyorsanız ve tüm bunlara rağmen yasemin’le çalışmaya karar vermişseniz hiiç boşuna debelemeyin. Yasemin size yeni bir sayfa açmayı, kendi sayfanızı yaratmayı öğretecek yalnız bugünüz ve yarınız değil, geçmişe yüklediğiniz anlamlar, farkına bile varmadan üstümüze yüklenen ve hayat boyu biz anlayamadan bizi üzen bazı değer yargıları bile, değişecek. NLP bilminin, kendiliğinden, kolaylıkla, doğallıkla zayıflamanın, egzersizi hayatın içinde eğlenceli bir uğraş haline getirmenin ancak, kıvrak bir zekaya sahip, içten, usta bir eğitmen tarafından sentezlenerek yeni bir anlam kazandığını bizzat yaşayarak öğrenen şanslı insanlardan biriyim. Yetişkin biri olarak yeni doğmuş bir bebeğin hayatı öğrenme arzusunu, bir çocuğun yaşama sevincini, bir gencin enerjisini ve bir insanın yaşam süresiyle ölçülmeyecek ki yasemin’ i tanıyan bilir. Deneyimini aynı anda içimde barındırarak soluduğum havanın bulunduğu ufku, farkında olmak ve yeni mavilikler keşfetmek için nefes alıyorum artık. Zihnimdeki hedefime henüz ulaşmadım ama yola çıktım bir kere üstelik gittiğim yol gitmeyi istediğim yol olduğu gibi gitmem gereken yol da aynı zamanda; bunu biliyorum, 110 kg luk bir insana düz duvara (tırmanma parkuruydu yanlış anlaşılmasın) tırmanma gücünü nasıl bulacağımı öğreten, hayatıma gözlerindeki ışığıyla kendinden can veren ve tabii ki NLP ‘ye ve zayıflamaya dair yepyeni bir çağ başlatan YASEMİN’E ve onunla tanışmam, çalışmam için şişmanlığımı vesile eden alın yazıma yazana SONSUZ TEŞEKKÜRLER…”

Ece Özkan

 

“Ben, yasemin’le ilk tanıştığım günü( 31 ocak 2005 pzt) hayatımın miladı olarak kabul ediyorum. Onu tanımadan önceki günlerimi düşünmek bile istemiyorum. Fazla kilolarım vardı. Görünüşümü hiç beğenmiyor, hep başkalarına imreniyordum. Çok mutsuzdum ve hiçbirşeyden mutlu olamıyordum. Başladığım rejimleri istikrarlı bir şekilde sürdüremiyor, dolayısıyla bir sonuca ulaşamıyordum. Sonra depresyona girip, annemi suçluyordum(kendiside şişmandır da) zevksiz, heyecansız bir hayatın dar sokaklarında çıkış yolu arıyordum. Yeni bir şey denemekten, dar badi giymekten, fotoğraf çekinmekten hep korkardım. Çektirdiğim fotoğraflarda da hep somurtuyor olurdum zaten. Siz hiç gencecik olmasına karşın yaşamaktan bıkmış, geleceğini bilmeyen , hayattan ümidini kesmiş biri gördünüzmü? Görmediyseniz benim ilk fotoğrafıma bakın!

Yasemin, o çılgın yağmurlu günlerden sonra güneş gibi doğdu içimize, pırıl pırıl gökkuşağı gibi renklendirdi hayatımızı, taze kan doldu damarlarımıza… yaşama sevincimiz oldu. Bir bardak suda sonsuz tadların gizli olduğunu öğrendik, birbirine sımsıkı sarılmanın mutluluğunu yaştı. Fark etmeden üstüne basıp ezdiğimiz çiçeklerin yerine yeni umut çiçekleri ektik sayesinde….

Denize, göğe, kuşa daha bir dikatli bakmaya başladık. Yıllardır kök salmış sınırlarımızı yıktık, kıyıdan ayrılma cesaretini gösterdik ve kulaç attık kendi hazırladığımız geleceğimize .

Çok şey öğrendik ondan çook… siyah ve beyazdan başka renklerinde olduğunu,aslında çayın şekersizde tatlı olduğunu, detoks yaparak ölünmediğini: ve oyun oyanamanın yaşının olmadığını öğrendik. Büyük düşünmeyi, büyük hedefler koymayı ve en önemlisi büyük yaşamayı öğrendik.

2005′te çok güzel ilkler yaşadım, mutlu oldum, büyük kararlar almam gerekti, tercihler yaparken bir çok şeyi feda ettim, ve büyük imtahanlara tabii tutuldum. Her zaman, aldığım eğitimler, yaseminden öğrendiklerim ve onun manevi desteği karşıma çıktı. Yasemin, birtek nasıl kilo verileceğini öğretmiyor, onu tanıdıktan sonra bütün hayatınız değişiyor. Onu tanıdığım için hergün Allaha şükürler ediyorum. Sana da teşekkür ederim yasemin…! Bizim için bu kadar yorulduğun için, sevgi dolu yüreğin için, varolduğun ve bizimle olduğun için çok teşekkürler…. Benim için çok önemlisin.

Seni çok seviyorum! Sevgiyle kal…”

Merve Akdağ

 

“Yasemin SOYSAL’ın NLP ile zayıflama programına katılmak, kendim için yaptığım en iyi şeylerden biri oldu. Sadece zayıflamakla kalmayıp, diyete ve hayata bakışımızı değiştirdi. Doğru bildiğimiz yanlışları ve öğrenilmiş çaresizliklerimizi yenmemizi gösterdi. Yasemin hn’ın 2 programına da katıldım ve bundan sonra acacağı her programa katılmak isterim. Bu programdan haberi olmayan ve henüz başlamamış olanların, kaybettikleri için; onlar adına üzülüyorum”
Berna Bozkan

 

“Merhaba

Ben mümine gürmen. 48 yaşında evli iki çocuk annesiyim. Çok şükür ciddi bir sağlık sorunum yok. Yalnız fazla kilolarımdan dolayı dizlerim ağrıyordu. Doktora gittim. Zayıflamam gerektiğini, 10 kilo verirsen dizlerinden 100 kilo yükün kalkacağını söyledi ama bu imkansız gibiydi. Ömrüm boyunca hep fazla kilolarım vardı. Hep rejimler yaparak, ara sıra spor salonuna giderek geçti. Yaz gelince zayıflamam lazım, kış gelince kilo vermem lazım gibi avuntularla her sene kilom fazlalaştı. Taki 79 kilo oluncaya dek.

05 ocak 2005′te bir ilanda zihin gücüyle zayıflandığını duydum. Pek inanmasam da bu işe başlamaya karar verdim. 2 gün eğitim 3 gün spor bir buçuk aylık program başlamıştı. Eğitmenimiz yasemin soysal ilk derse başladığında zihnimizde bam başka kapılar açılmaya. Daha önce çevrem beni yönetirken şimdi ben kendimi yönetiyorum. O kadar çok özel ve güzel anlar yaşadım ki, hayatımda hayal bile edemediğim şeyleri gerçekleştirdim ve bunları ben yapmıştım. Bu gelişmelerden herkes memnundu. Bu zaman içindeki eğitimler zihnimdeki boşlukları doldurdu. Neyi niçin yedim, ne kadar yedim, farkına vardım. Kendiliğinden her şeyi ne zaman ve ne kadar yiyeceğimi zihnim planlamayı öğrendi.

Seyhan Şener spor salonunda yaptığımız keyifli ve sağlıklı sporlar la birlikte bir buçuk ayda yağ yakarak 5 kilo verdim. 5 ay sonrada 12 kilo oldu ve çok sağlıklıyım. Yaseminle yaşadığım her an zihnimde kazılı gibi. Çünkü öğrettiklerini ve anlattıklarını bilinç altımıza yerleştirdi. 2005 yılının sonunda ikinci basamak NLP programına katıldım. Bu programda önceki gibi güzel bilgi ve eğlence doluydu. Ayrılırken sanki ailemizden biri gidiyor gibi oluyor. Arkadaşlarım beni zayıflamış ve dinç görünce soruyor ne yapıyorsunuz, bize de anlat diye. Ben o kadar çok şey öğrendim ve yaşadım ki anlatamam. Yaseminle yapılanlar anlatılmaz onu yaşamak lazım. Her insanın hayatında bir yasemin olmalısı gerekir. Keşke yaşım kücük olsaydı yaseminden ve bu öğrendiklerimi 20 yaşında öğrenseydim. Yaşamımın geçen dönemi çok daha güzel, verimli ve dolu dolu geçirirdim. Genede bu yaşımda yasemin’i tanıdığım için ne kadar teşekkür etsem az…”

30.12.05- muminegurmen

 

“Program ve eğiticisi hakkındaki düşünceler:

Programa iki aşamalı olarak katıldım.YASEMİN SOYSAL’IN uygulamaları ile önce kendimi daha iyi tanıma olanağını buldum.Şunu farkettim ki kendimi dışlamışım.sonra sonra aynadaki aksimi gördüğümde mutlu olmaya başladım.

Bu programla çevremizin farkındalığına vardım.günlük koşuşturmalar içinde çok şeyi göz ardı ediyormuşuz onu farkettim.İnsanlarla iyi iletişim kurmayı değer vermeyi- değer görmeyi avradım.

Yaşamda kendin içinde disiplinli olmanın faydalarını (spor -yemek-dinlenmeği) öğrendim.

En önemliside mutlu olmayı ve mutlu etmeyi öğrendim.

YASEMİN SOYSAL kıvrak zekasıyla bunları fark ettirmeden yaşayarak, bir oyun gibi öyle güzel serpiştirmiş ki programın içine, bir koşuşturma, bir telaş içinde yararlı ve amaçlı bir biçimde kilolardan farkında olmadan ,acı çekmeden kurtuluyorsun.

Uygulamasını çok başarılı buldum. Başarısının kanıtıda şu an ki mutluluğum ve vermiş olduğum kilolar. Bu programa katılan pek çok insan gibi bende yıllarca kilo sorunu yaşadım.Kilom üç haneli basamaklara yaklaşınca alarm vermeye başladı.Artık oturduğum yerden rahatlıkla kalkamıyor,Otobüse binerken zorlanıyordum.

Öğretmenliğimin son yıllarında katıldığım bir seminerde YASEMİN SOYSAL’IN zayıflama ile ilgili bir programının olduğunu öğrendim. Daha önce zayıflamayla ilgili pek çok şey denemiştim.Akapunktur,Oboziteye karşı ilaclar, diyetler… tüm bunlar kısa süre zayıflatmış sonrası daha fazla kilo olarak almıştım.

Kara verdim bu programa katılacaktım.Bu benim için şanstı başta böyle görüyordum ama sonuc mucize oldu. Bu program 45 günlüktü içinde egzersiz -diyet-motive olmak- sosyalleşmek her şey vardı. Başarmıştım önce 9.3kg bir yıl sonunda 18 kg verdiğim kiloları almıyordum. Bana bu mutluluğu yaşatan YASEMİN SOYSAL’a çok teşekkür ediyorum”

NAZMİYE SORTULLU

 

“NLP’ye yengemin sayesinde başladım. Yengem çok memnun kalmıştı.Onun halini görünce daha fazla ertelememeye karar verdim. Başladımda,çok faydasını gördüm.Nelermi?

bir şeyler yapıyorsam kendim için yapmayı monoton yaşamdan uzaklaşmayı,rejimi işkence haline getirmemeyi, bilinçlikilo vermenin insan sağlığı açısından çok daha iyi olduğunu , bildiğimi sandığım pek çok şeyin doğru bilinmediğini ,yani kısacası NLP bana çok şeyler öğretti.

Gerçekten Yasemin Hanıma çok şey borçluyum iyiki Yasemin Hanımla tanışmışım ,ve ona çok teşekkür ediyorum. Sağolun Yasemin Hanım iyiki varsınız.Sevgilerle”

AYŞE RAHİM

 

“SEVGİLİ YASEMİN HANIM

Kısa zamanda çok aşırı kilo almıştım .

En kısa sürede bir çare bulmam gerekiyordu.Arkadaşım Hadiye Hanımın önerisiyle , onun NLP programlarıyla kilo verdiğini gördüğüm için bu programa katılma kararı verdim.Ben ilk önceleri NLP programlarını sadece bir zayıflama programı diya düşünmüştüm.Ancak eğitimler sırasında böyle olmadığını anladım.

NLP programlarında hayatımdaki kalıplaşmış , iz etmiş tarzları,duygu ve düşünce kalıplarımı ,değişik acılardan bakabilmeyi ,bazılarını hyatımdan temelli çıkarmayı ,psikolojik baskılardan kurtulmayı ve bunların yollarını bulmayı öğrendim .Hayata bakışımda bir takım değişiklikler olmak diye düşünüyorum .

Kendim çok önemli ve özelim . Bundan sonra bu tarz yaşayacağım.Teşekkür ederim.”

Hülya Polat

 

“Sevgili Dostlar ve gençler Yasemin Hanıma koşarak gelin…

Eğitime başlarken ,şahit olduğum kilo veren ve mutlu olan kişileri gördüğüm için inanarak güvenerek geldim bu eğitime ,yanılmadığımı anladım .Birbuçuk ay ne çabuk geçti diye kendime sordum ,sevinçliyim gelirken bu denli mutlu olabileceğim aklıma gelmezdi.

Yasemin hanıma çok şey borçluyum minnet ve şükran duyuyorum , keşke daha evvel onu tanıma fırsatı bulabilseydim ,değerli bilgilerini çok evvel öğrenme şansım olurdu .Yıllarca her şeyi kendime üzüntü yapıp boşuna üzüldüğümü düşündüm ,Bütün dert ve üzüntülerimden kurtuldum .Kilo verdim mutluluğu öğrendim .Yapabileceğim her şeyi yapmam gerektiğini inandım hayatımda tertemiz bir sayfa açtım.Bütün bunları kim e borçluyum tabiki Yasemin Hanıma iyiki varsın Yasemin Hanım seni çok sevdim başarılarının devamlı olmasını diliyorum.yolun ve bahtın açık olsun.”

Duygu Akdenizli

 

“Burada öğrendiğim ilk şey hiç bir şey göründüğü gibi değil.Nedenmi? Çünkü herkesin olalara karşı bakış açısı farlı olduğu için her şey farklı algılanıyor. Ve aynı olayı farklı algıladığını yorumlayabiliyoruz.Ben önceden kendi algılamamı kabul eder ,herkesinde aynı şekilde algıladığını düşünürdüm.Şimdi aynı olayları farklı algılıyor ve yorumluyorum.Eskiye göre daha iyimser oldum .Olaylara tek yönden bakıyorum .Hayatımdaki sabitleşmiş olduğum bazı hareketleri ve fikirleri değiştirdim.Yaşantıma ufak tefek renkler kattım. Ufacık bir farklılık bile insanın hayatına değişik tatlar katıyor.Bu program sayesinde hayatın farkına varmadığım güzelliklerini gördüm. Hayatıma kattığı bu güzellikler için TEŞEKKÜRLER”
Esen Gül

 

“SEVGİLİ YASEMİN’E

Sağlık sorunum nedeniyle kullanmış olduğum ilaçlardan dolayı aldığım kilolar ve onun sonucunda oluşan yüksek tansiyon hayatımı olumsuz yönde etkilmekteydi.

Birgün gazetede okuduğum NLP zayıflama programı ilgimi çekti ve bunun üzerine Yasemin’le tanışma fırsatını buldum.Bize verdiği seminerler sonucunda zihnimizi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirdi.Herşeyin yemek yemekten ibaret olmadığını ,sağlıklı beslenmeyi ,sporu ve pozitif düşünmeyi bizlere öğreterek hayatımızı değiştirdi.

Bunların sonucunda sağlık konusunda olumlu gelişmeler oldu ve fazla kilolarımdan kurtulmuş oldum ve şimdi çok mutluyum, İyi ki varsın YASEMİN”

Selma Pancaroğlu

 

“Merhaba yasemin ve arkadaşlar on yıl oldu izmirdeyim ilk dört yılım kara gecti kayın valdem çok aksiydi beraber kaldık ondan sonra izmir’e taşındık şehirde hiçbir yer bilmiyorum neyseki ev sahibim iyi çıktı biraz bir yerler tanıdım ondan sonra iş yeri açtım bir hafta sonra merveyle tanıştım birazda ondan öğrendim sonra radyodan sizin reklamınızı duyduk mervede böyle bir programa katılmak istiyordu allahtan ikimize birden nasip etti programınızı çok sevdik yeni arkadaşlarımız oldu iyiki varsın diyorum.Ne yemeği ne zaman yürüyeceğimi herkesin gidip görmesini isterim ne dille nede kağıda yazılacak bir şey değil san ki aşk yaşanır anlatılmaz onun gibidir bir şey yaşattın bize senin sayende hiç olmazsa izmir’i tanıdım şimdi yalnızca gidip gezebiliyorum önce cesaretim yoktu dünyanın iyi insanlarından biriyimki sizinle tanişma fırsatım oldu şimdi çok mutluyum ve kendimi iyi hissediyorum Allah senden razı olsun ben içine kapanık biriydim haklıda olsam savunamıyordum şimdi cesaretim var kendimi savunabiliyorum hiç kimseye bir şey yazamazdım yazıyorum ne olur eksilerim varsa bunu affet güzel kardeşim bu program yine olsa katılmak isterim insanlarında katılıp bizim gibi bir şeyler öğrenmesini isterim NLP deyip geçmeyin içine gir girmeden ne görürsün nede öğrenirsin hayatında yaşamak ve yaşlanmamak istiyorsan YASEMİN SOYSAL’A başvur derim yaşamak ne güzel güzel günler bizimle beraber olsun sevgilerimle”
Saliha Toklu

 

“Yeni ,yepyeni bir heyecan içindeydim.Eşime söylemekte tereddüt ediyordum.Beni zıp zıp zıplatan ,çocukluk ve öğrencilik yıllarıma döndüren bu heyecanın adı NLP idi kısaca tanımlamak gerekirse ona değişim demek yerinde olur diye düşünüyorum.Bu değişimin ardında kelimelerin yetersiz kalıp tarif edemeyeceği bir mutluluğun yattığını nereden bilebilirdim ki dünya kendi ekseni etrafında dönerken bizde kendi EKSENİ ETRAFIMIZDA DÖNECEKTİR.Fırsat; insanın kapısını iki kere çalmaz misali bende arkadaşlarımla hemen Sn. Yasemin Hanıma sarıldım.İlk zamanlar şiddetli fırtınaya yakalanacağımı biliyordum.Ama arkasında sukunet başarının bizimle arkadaş olacağınada düşünmesen edemiyordum Biliyor musunuz insanlar yaşlanınca gençliklerini unuturlar.Bende unutmaya başladığım gençliğimi NLP’ den bulabileceğimden emindim geçmiş ile bugün arasında bir mücadele verecektim.Sonra verdimde sizler bendeki değişikliği fiziksel olarak görüyorsunuz fakat o ruhumdaki arınmayı göremiyorsunuz Hayata daha sıkıca sarılmayı ,yaşama bağlılığımı göremiyorsunuz.

İsterseniz bırakında bunlarda bende kalsın .Bütün mutlu aileler birbirine benzer.Bizde NLP ailesi olarak bu aileler çemberindeyiz.

Çocuklar Süt ve Sevgi ile beslenir Programda de Yasemin Hanım ile aynı çizgi üzerinde besleniyor. Üzüntülerin varsa sakın dert etme kendini çalışmalara ve onun annesi Yasemin Hanımın kollarına bırak göreceksin her şey yolunda olacak övgü,övgü,övgü,…Hepsi sana yakışır Sn.Yasemin Hanım

Bu arada eşimin kurslarının başında bana yazdığı satırlar geliyor aklıma.

Karımla eskiden kumrular gibi sevişirdik.şimdi deliler gibi gülüyoruz bir çeşit gülme detoksu yapıyoruz ne ilginç değimli diye bitirmişti. Bütün NLP arkadaşlarıma ve Sn. YASEMİN SOYSAL hanıma en derin sevgi ve saygılarımla sunuyorum sağlık en yakın arkadaşınız olsun”

Hadiye Odabaşı

 

“1959 Kütahya doğumluyum.Bankadan emekli ev hanımıyım.NLP yöntemiyle zayıflamaya ve Yasemin Hanımın tanışmama neden olan bu eğitimden geçen ablam Nazmiyeye çok teşekkür ederim.Ben yaklaşık 16 senedir 98 kilolarda olan bir insandım eşim 3 sene kolan kanseriyle mücadele etti onunla birlikte çok acı günler yaşadık 3 yıl öncede eşimi kaybettim.Kızım ve ben kaldık Sonra ben kendime bir meşgale bulmak için takı kursuna gittim bana o an terapi gibi geldi.Fakat bu kurs beni eve bağladı içimden sokağa çıkmak gelmiyordu.Depresyona girdim.Bu eğitime başlamadan öncede 2 yılda rejim yapmadan 14 kilo verdim kendimde bir hafiflik hissetmiyordum ,mutlu değildim.NLP calışmaya başlamadan önce 86.5 kiloydum.Artık haftanın 5 günü sokaklardaydım 2 gün konferans 3 gün spor yapıyordum Bu tempo beni motive etti 45 günlük eğitim sonunda ben 77 kiloya düştüm yazın 70 kiloydum.Çalışmanın sonunda uçurtma festivali düzenlendi.Bu yaşta bile isteyince hiç bilmediğiniz bir konuda bile başarı sağlayabileceğimize inandık yani kendi farkındalığımızı öğretti eşim dostm beni gördüğünde tanımıyordu çünkü çok değiştim bu kendimi çok iyi hissetmemi sağladı. 20yıl sonra bikini bile giydim.

Ancak bu programda beni üzen tek şey eşim bana çok takılırdı kilolu olduğum için zaman zaman rejim yapar ve başarısız olurdum .Sevgili eşim bana senin zayıfladığını ben göremiycem herhalde derdi..Buna çok üzülüyorum. Keşke daha önce böyle bir program olsaydı Keşke Bu mutluluğumu onunla birlikte paylaşsaydım .

İnsan hastalanınca doktoruna nasıl güvenirse bende Yasemin hanıma öyle güvendim o güzel gözlerindeki pzitifliği ve enerjisini bize aktarıyordu.ona inandıkca başarılı olduk Yasemin benim kızım olabilecek yaşta ona çok saygı duyuyorum bu alanda çok başarılı kendinden çok söz ettirecek ve büyük kitlelere ulaşacak.

Yalnız onunla bu program bitti diye ayrılmayacağız onu çok ta rahat bırakacağız. Yasemin’e hayatı boyunca sağlık mutluluk ve başarının hep yanında olmasını bizede hakkını helal etmesini istiyorum onu çok seven”

Ece Rahim
YaseminSoysal.net Copyright © 2012